Kamusal alandaki davranışların hukuk tarafından düzenlenmesi ve bu alandaki özgürlüklerin sınırlandırılması özgürlüklerin korunması ve devam ettirilmesi için zorunludur.
Özünde “tüm,bütün” anlamına gelen “kamu” kelimesi, bir yandan halkın bütününü ifade ederken, diğer taraftan kabataslak olarak devlet ve devlet bağlantılı kurum ve kuruluşları ifade ediyor. Karışıklık da buradan çıkıyor.
Kamuoyu (=efkar-ı umumi) derken halkın genel eğilimlerinden bahsediyoruz, burada kamu bütün olarak halk-toplum anlamına geliyor. Kamu Hukuku derken ise başka bir anlam alıyor kamu kelimesi, burada kamu devlet veya devlet egemenliğinden kaynaklanan gücü kullanabilen idareleri ifade ediyor.
Kural olarak kamunun bütününe açık olan; kamu mal ve hizmetlerinin üretildiği alanlar ile üretilen hizmetlerin kamuya (topluma) sunulduğu alanlara kamusal alan denilebilir.
Bu noktada kamusal alan, özel alanın karşıtı olarak anlamlanır. Özel alan, bireyin, devlet de dahil olmak üzere herkesin müdahalesinden korunan alanını ifade ederken kamusal alan, ortak alanları ifade eder.
Kamusal alan da kendi içinde farklılık gösterir:
Kamu kurumlarına ait olan ve hizmet gereği olarak halka açık olmayan alanlar (örneğin askeri güvenlik alanları) yanında, kamunun siyasal ve sosyal taleplerini ortaya koymak için kullanabileceği herkese açık alanlar (bir şehrin toplantı ve gösteri yürüyüşü, siyasal miting yapılabilin meydanı) bulunur. Bunların yanında belli koşulları sağlayan herkese açık alanlar ( Üniversite) da vardır.
Bunların ilk grupta olana kamu(=Devlet) alanı, ikincisine kamuya açık alan ve üçüncüsüne sınırlı kamuya açık alan denilebilir.
Kamusal alan kişilerden ve kişi topluluklarından oluşur. Devlet (kamu hizmeti üreten klasik anlamda devlet sayılmayan Üniversite gibi kurumları da burada sayıyorum) dahi kamusal alandaki kişilerden birisidir. Devletin özelliği, varlığının temel görünümünün kamu hizmeti üretmek olmasıdır. Onun dışındaki kamusal alan aktörlerinin tersine Devlet kamu hizmeti üretmek dışında anlam taşımaz. Diğer bir ifade ile özel kişilerin kamu hizmeti üretmesi kamusal alandaki varlıkları için zorunluluk değildir. Bununla birlikte zaman zaman devlet dışı kişiler de kamu hizmeti üretme faaliyetine katılabilirler.
Özel alanda bireyin özgürlüğü -göreceli olarak- sınırsız iken kamusal alanda var olan bireylerin özgürlüklerinin sınırlandırılması, kamusal alan özgürlüklerinin gerçekten var olabilmesi için zorunludur. Kişilerin özel alanlarındaki serbestilerini aynen kamusal alana taşımaları mümkün değildir. Böyle bir yaklaşım, kamusal alanın özgürlüklerin sınırsız yaşandığı yer olarak algılamak ve öyle davranmak, kamusal alanın paylaşanlar için çekilmez hale gelmesine yol açacaktır.
Kamusal alandaki davranışların hukuk tarafından düzenlenmesi ve bu alandaki özgürlüklerin sınırlandırılması, özgürlüklerin korunması ve devam ettirilmesi için zorunludur.
Diğer taraftan kamusal alanın yekpare olarak algılanması da doğru değildir. Homojen olamama niteliği gereği, kamusal alanın bazı bölümlerinde birey özgürlüklerinin sınırlandırılmasının dozu ile diğer bazı kamusal alanlardaki durum farklı olacaktır. Örneğin bir öğrencinin sınıfın içinde uyması gereken kurallar ile kantinde uyması gereken kurallar birbirinden farklı olacaktır.Kamu (=Devlet) alanında sınırlama dozu en üst düzeye çıkarken, kamuya(=halka) açık alanda sınırlama zayıflar.
Kamusal alanda özgürlüklerin sınırlandırılması, bazı durumlarda bu alanın belli bölümlerine girilmesi için belli şartların konulması ve bu şartları taşımayanların bu kamusal alana girişinin önlenmesine yol açabilir. Üniversite sınavını başaramayanların Üniversiteye öğrenci olarak alınmaması gibi. Bu sınırlamanın sebebi, devletin eğitim planlaması ve sınırlı kaynaklardan Üniversite eğitimi hizmeti için ayrılan pay ile üretilen hizmetin sınırlı olmasıdır. Üniversite eğitimi için ayrılan kaynak arttırılmadan, bu hizmetten yararlanma için getirilen sınırlama kaldırılırsa sonuç bu hizmetin verilememesi veya veriminin son derece düşmesi olur.